Şizofrenide Biyolojik Tedavi Yaklaşımları
Akut Dönem Tedavisi (Kriz Yönetimi)
Bir hasta düşünün! Aşırı korku içinde, ürkek ve saldırgan. Kendisine ve çevreye zarar verme riski var. İlacını almıyor, yemek yemiyor, hayati tehlikeyle karşı karşıya. Böyle bir hastanın bir an önce kontrol altına alınması gerekir. Hastanın kendisine ve çevreye zarar verme riskinin olduğu dönemlerde ‘kriz yönetimi’ uygulanmalıdır.
Etkisizleştirme ve ilaç tedavisi: Kriz anında hastaların ilaç tedavisini ve hastane yatışını kabul etmeleri neredeyse imkânsızdır. Bu durumda hastayı fazla zorlamadan damar ya da kas içine yapılan ilaçlar uygulanır. Hedef, kişinin saldırganlığını ve korkusunu ilaçların oluşturduğu sedasyon yani sakinleştirme etkisiyle ortadan kaldırmak ve onu hastaneye yatırabilmektir. Bazı hastalar maalesef ilaca rağmen yatıştırılamamaktadır. Böyle durumlarda hasta, duvarın ve zeminin yumuşak olduğu ‘yumuşak odalara’ alınır. Bu odalar, hastanın kendisine zarar vermesini engelleyecek şekilde tasarlanmıştır. Hastane ekibinin kriz idaresi konusunda deneyimli olması çok önemlidir. Ekip serinkanlı, dikkatli ve çabuk hareket etmeli; saldırganlaşan hastayı, önce diğer hastalardan uzaklaştırmalıdır. Yumuşak odaya alınan hastaya teskin edici ilaçlar verilir. Yatıştırıcı battaniye tekniği, yumuşak sağlam kayışlarla bir örtüye sarma gibi tedbirler yumruk savuran hastayı yatıştırmaya yardımcı olabilir. Genelde kas içine yapılan iğneler veya dilaltı ilaçları da kullanılır. Dilaltı ilaçlar hemen kana karıştıkları için hastanın çabuk sakinleşmesini sağlar.
Yatış için onay alınması: Hastaların kendi rızaları olmadan hastaneye yatırılması kanunen yasaktır. Ancak muhakeme yeteneğini tamamıyla kaybetmiş, akli dengesi bozulmuş bir hastanın vaziyetini aile ve hekim bir arada değerlendirebilir. Böyle bir durumda hastanın özgürlüğünün kısıtlandığı düşünülmemelidir. Hastanın hayatı söz konusu olduğu için iş şansa bırakılamaz. Yasalar, yakınlarının da onayıyla, hastanın sağlıklı karar verebilecek hale gelinceye kadar gözetim altında tutulmasına izin vermektedir.
Yalnız, yakınlarının hastayı hastaneye yatırma konusundaki en büyük tereddüdü, hastanın çıktıktan sonra kendilerine düşman olacağı ve güvenmeyeceği endişesidir. Hastanın yatarken, “Beni buraya yatırdınız. Çıktıktan sonra size göstereceğim” diyerek tehditler savurması endişeyi daha da arttırır. Ancak hiçbir zaman endişe edilen şey olmaz. Hastalık yatıştıktan sonra kişi, “Sizlere zarar verebilirdim, iyi ki beni yatırmışsınız” diye teşekkür bile eder. Arzu edilen, tabii ki hastayı rızasını alarak hastaneye yatırmaktır, ancak atak esnasında akıl kâr etmemektedir.
Kaynak Kitap: Dr. Adnan ÇOBAN, Şizofreni, Timaş 2008
Yazar: Dr. Adnan ÇOBAN
Tarih: 10 Nisan 2008 | Kategori: Sık Sorulan Sorular, Şizofreni ve Aile, Şizofreni ve Tedavisi
Yorum: Yok
Yorum yazın