Site menu:

NPiSTANBUL

Nöropsikiyatri İstanbul Hastanesi
Alemdağ Cad. Siteyolu No:29 (TEM Yolu Ümraniye Kavşağı) 34768 Ümraniye / İstanbul T: +90 216 633 0 633 F: +90 216 634 12 50 www.npistanbul.com

Sitede arama

Kategoriler

Arşiv

İlaç Tedavisinde Yaşanan Sorunlar

1. Hastanın ilaçtan bıkması: Hastalar en çok her gün ilaç kullanmaktan şikâyetçidirler. Bundan bıktıklarını ve artık ilaç kullanmak istemediklerini sık sık dile getirirler. Sonuçta ilacı alır gibi yapıp dillerinin altında tutar ve aileden biri görmeden tükürür veya çöpe atarlar. Günlük ilaçlar yerine ‘depo ilaçlar’ hem ailenin takibini kolaylaştırır, hem hastayı her gün ağızdan ilaç alma zahmetinden kurtarır, hem uyumu arttırır, hem de kan düzeyinin dengelenmesine yardım eder.
2. Hastanın yan etkilere tepkisi: Gerçekten eski kuşak şizofreni ilaçlarının yan etkileri çoktu. İlaçlar, hastanın hayatını kısıtlıyor ve gün boyu uyumasına sebep oluyordu. İlaç alınca uyuşan hastalar da haliyle bunları kullanmak istemiyorlardı. Yeni kuşak ilaçlar, bu sıkıntıları büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Yeni ilaçlar uyutmayan ve uyuşturmayan ilaçlardır.
Okumaya devam edin »

İlk Atak ve Hastanenin Önemi

Son yıllarda, Avustralya’da geliştirilen ve şizofreninin erken dönemlerinde uygulanan bilişsel yönelimli psikoterapiden bahsedilmektedir. Bu yöntemle, uyumun bir an önce kazanılması ve ilk atakta düzelmenin sağlanması amaçlanmıştır. Yapılan girişimler sonucunda kişilerin %80’den fazlasının ilk ataktan sonra iyileştiği, ama %50’sinin taburcu olduktan sonraki iki yıl içinde yeniden hastalandığı saptanmıştır. Bu yüzden ilk atak tedavisi çok önemlidir.Belki de hastalığın kaderini belirleyen en önemli süreçtir.

Sık sık hastaneye yatmalar ve kötü takip sonrası zayıf kalan ilaç tedavileri gidişatı olumsuz etkiler. Oysa yoğunlaştırılmış ilaç tedavisi ve psikoterapi, ilk atakta hastalığı büyük oranda kontrol altına alabilir. Bu yüzden, hastanın ilk yatışında ne varsa yapılmalıdır. İleride gelebilecek muhtemel atakları önlemenin yolu budur.
Okumaya devam edin »

Şizofrenide Biyolojik Tedavi Yaklaşımları

Akut Dönem Tedavisi (Kriz Yönetimi)
Bir hasta düşünün! Aşırı korku içinde, ürkek ve saldırgan. Kendisine ve çevreye zarar verme riski var. İlacını almıyor, yemek yemiyor, hayati tehlikeyle karşı karşıya. Böyle bir hastanın bir an önce kontrol altına alınması gerekir. Hastanın kendisine ve çevreye zarar verme riskinin olduğu dönemlerde ‘kriz yönetimi’ uygulanmalıdır.
Etkisizleştirme ve ilaç tedavisi: Kriz anında hastaların ilaç tedavisini ve hastane yatışını kabul etmeleri neredeyse imkânsızdır. Bu durumda hastayı fazla zorlamadan damar ya da kas içine yapılan ilaçlar uygulanır. Hedef, kişinin saldırganlığını ve korkusunu ilaçların oluşturduğu sedasyon yani sakinleştirme etkisiyle ortadan kaldırmak ve onu hastaneye yatırabilmektir. Bazı hastalar maalesef ilaca rağmen yatıştırılamamaktadır. Böyle durumlarda hasta, duvarın ve zeminin yumuşak olduğu ‘yumuşak odalara’ alınır. Bu odalar, hastanın kendisine zarar vermesini engelleyecek şekilde tasarlanmıştır. Hastane ekibinin kriz idaresi konusunda deneyimli olması çok önemlidir. Ekip serinkanlı, dikkatli ve çabuk hareket etmeli; saldırganlaşan hastayı, önce diğer hastalardan uzaklaştırmalıdır. Yumuşak odaya alınan hastaya teskin edici ilaçlar verilir. Yatıştırıcı battaniye tekniği, yumuşak sağlam kayışlarla bir örtüye sarma gibi tedbirler yumruk savuran hastayı yatıştırmaya yardımcı olabilir. Genelde kas içine yapılan iğneler veya dilaltı ilaçları da kullanılır. Dilaltı ilaçlar hemen kana karıştıkları için hastanın çabuk sakinleşmesini sağlar.
Okumaya devam edin »

Şizofreni Hastalarında Tıbbi Ve Cerrahi Hastalıklar

Şizofreni hastalarınla sık sık tıbbi hastalıklar da ortaya çıkmaktadır. Bunlar, psikiyatri uzmanlarını işini zorlaştırmaktadır. Çünkü şizofreni hastasının bir başka rahatsızlığı olduğunda öncelikler değişmekte ve tedavide hareket alanı kısıtlanmaktadır. O yüzden şizofreni hastaları mutlaka bir tıbbi durum değerlendirilmesinden geçirilmeli, herhangi bir organ yetersizliğinin ya da cerrahi bir durumun olup olmadığı araştırılmalı ve ondan sonra psikiyatrik tedavi planlanmalıdır.
Okumaya devam edin »

Şizofreni ve Alkol-Madde Kötüye Kullanımı

Toplumda şizofreni hastalarının alkol ya da madde kullanım riskleri pek göz önünde bulundurulmamaktadır. Sanki hastalar bunları kullanmazmış gibi bir inanış vardır. Hâlbuki araştırmalar, şizofreni vakalarında hem alkol hem de madde kullanımının çok sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Hatta şizofreni hastalarında en sık görülen ikinci psikiyatrik durumun madde kullanım bozukluğu olduğu bildirilmiştir. O kadar ki, bazen bulguların şizofreniye mi, yoksa madde kullanımına mı bağlı olduğunun karıştırıldığı birliktelikler söz konusu olmaktadır. Kokain, esrar gibi maddeler şizofreniyi tetikleyebildiklerinden tablonun maddeye mi yoksa şizofreniye mi bağlı olduğunu ayırt etmek zorlaşmaktadır. Uzmanlar birkaç günden uzun süren kokain psikozunun altta yatan bir şizofreniye işaret edebileceğine dikkat çekmektedirler. Bir hafta boyunca hiç kokain alınmadığı halde direnen şizofreni belirtileri mutlaka ilaçla tedavi edilmelidir.
Okumaya devam edin »

Sigara İçmek Şizofreni Belirtisi Midir?

Bir çalışmada, hastaların %85 ilâ %90’ının hastalıktan önce sigaraya başladığı ortaya konmuştur. Yine aynı çalışmada, hastaların %50’sinin şizofreninin birinci atağından sonra günlük sigara kullanmaya başladıkları saptanmıştır. Birçok araştırma, hastalığın sigara içimini 1.5-2 kat artırdığını göstermektedir.
Okumaya devam edin »

Şizofreni Hastalarında Gebelik ve Annelik

Gebelik bir hastalık değildir. Ancak vücudun hormonal dengesini, sıvı dengesini, kan değerlerini ve birçok sistemini etkilediği için tıbbi bakım gerektiren bir durumdur. Şizofreni hastalarında, gebeliğin hastane ortamında veya tıbbi merkezlerde izlenmesi zorunludur. Çünkü gebelikte yaşanan bu değişimler, şizofreninin belirtilerini ve gidişatını etkileyebilmektedir. Bunun yanında ilaç kullanımı anne ve bebek açısından risk oluşturduğundan tedaviyi de kısıtlamaktadır.
Okumaya devam edin »

Şizofrenide Damgalama

Damgalamadan kastedilen bir bireye toplumun normal saydığı ölçütlerin dışına çıktığı iddiasıyla düşünce, duygu ve davranış bağlamında kötü muamele etmektir. Çok acı ve zarar veren bir durumdur. Damgalanan kişiye, gerçeğe dayanmaksızın adını kötüye çıkaracak bir özellik yüklenmekte, önemsiz ve değersiz muamelesi yapılmaktadır. Sanki hastalık onun bütün özelliklerini elinden almış ve utanılacak bir durum ortaya çıkmıştır. Damgalanmış insanlar, önemsiz ve değersiz bir toplumsal kimliğe büründürülür. Sonuçta şizofreni hastasının hastalık öncesinde sahip olduğu bütün kimlik özellikleri damgalayan toplum tarafından kaldırılır, yerine ‘lekeli bir kimlik’ manasında ‘deli’ damgası vurulur.
Okumaya devam edin »

Şizofreni Kitapçığı

1. Şizofreni nedir?

Şizofreni, alevlenme ve yatışma dönemleriyle kendini gösteren kronik bir psikiyatrik hastalıktır. Şizofreni de migren ya da epilepsi gibi bir beyin hastalığı olmakla beraber gerek ortaya çıkmasında gerekse nasıl bir gidiş göstereceğinde çevresel, psikolojik ve sosyal etkenlerin de rolü vardır. Diğer psikiyatrik bozukluklara göre şizofreni kişinin mesleki ve sosyal işlevselliğinde daha ciddi kayıplara yol açabilmektedir.

2. Psikoz ne demektir?

Psikoz kişide gerçeği değerlendirme yetisinin belirli bir süre bozulduğu durumların genel adıdır. Bu sırada algı bozuklukları, dış dünyada olup bitenleri hatalı değerlendirme, kendi düşünceleriyle, hatta rüyalarıyla dış gerçekliği ayırmada güçlük söz konusu olabilir. Şizofreni, psikotik bozuklukların başlıcasıdır. Ancak madde kullanımı ya da tıbbi nedenlerle de psikotik belirtiler görülebilir.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofrenlerde Kanser Riski Düşük!

ScienceDaily (9 Aralık,2007) - Şizofren hastalar ve ebeveynlerinde kanser görülme sıklığı düşük. Üstelik kötü diyet ve yüksek sigara içme oranlarına rağmen. American College of Neuropsychopharmacology (ACNP) yıllık toplantısında ortaya konan bulgular bu duruma bilimsel bir açıklama getiriyor. Çalışmalardan edinilen bulgulara göre şizofreni ile kanser arasında genetik bir bağ söz konusu.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofreni Nedir?

Şizofreni, basitleştirerek söylersek insanın düşünce, duygu ve davranışlarında, kendisinin ve çevresindekilerin yaşantısını önemli ölçüde etkileyen birtakım değişikliklere sebep olan bir rahatsızlıktır Bu değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilir.

Şizofreni kelimesi ne anlama gelir?

Şizofreni (schizophrenia) kelime olarak zihin bölünmesi anlamına gelmekle birlikte bu, 1900′lü yılların başlarında kullanılan eski bir deyimdir. Günümüzde şizofreni kelimesi zihin bölünmesi ya da kişilik yarılması anlamında kullanılmamaktadır. Yine eski dönemlerde şizofreniye ‘erken bunama’ denmişse de bu tanımlama da bugün terk edilmiştir

Sebebi nedir?

Sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtımın, biyokimyasal, ruhsal, toplumsal, çevresel etmenlerin şizofreninin ortaya çıkışında rolü olduğu bilinmektedir Şizofreninin, biyolojik yatkınlığı olan bir insanda, bir dış etmenin gerilim oluşturan etkisiyle ortaya çıktığı söylenmektedir.

Daha çok ne zaman ortaya çıkıyor?

Şizofreni 1535 yaşları arasında ortaya çıkar. Toplumda ortalama yüz kişiden birinde görülür. 40 yaşından sonra ise nadiren rastlanmaktadır.

Doğuştan mı gelir? İrsi midir?

Şizofrenide kalıtımın rolü vardır. Babada ya da anne de şizofreni varsa çocukta olma oranı %10-12′dir, yani onda bir ihtimaldir. Eğer uzak akrabalarda şizofreni varsa çocukta şizofreni görülme oranı yirmide bir ihtimale kadar düşer.

“Şizofreni si olan birinin çocuğu da kesinlikle şizofreni olacak” demek bu nedenle yanlıştır. Okumaya devam edin »

Şizofreniyi Yaşamak

“Yine mi sabah oldu. Neden hep gece olmaz ki. Gece günahları örter. Benim bitmeyen günahlarımı, kötülüklerimi de ancak gece kapatabilir. Sızan her bir ışık içimde ki şeytanları uyandırıyor. O şeytanlar beni dinlemiyor. Günahlarımı ayıplarımı büyütüyorlar. Cehennem olmak üzere, kıyamet kopmak üzere..” bunları bir şizofreni hastasının ağzından düzenlenmiş olarak ifade ederken gözlerinde ki korku ve endişeyi anlatmak daha güç. 36 yaşında ki kadını kardeşi kalın bir battaniyenin içinde getirdi. Battaniyesini aralayabildiğimde gördüğüm gözler şeytanı ışıkta göreceği korkusu ile sımsıkı yumuldu. Kardeşi günahkarlık sanrılarının aylardır olduğunu hikayesi sırasında anlattı. Öncesinde giderek içe kapandığını, odasından dışarı çıkmaz olduğunu hatta perdeleri bile açmaksızın divanda uzandığı ve duvarı seyrettiğini anlattı.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofreniye MR’la erken teşhis

Uzmanlar, manyetik rezonans (MR) görüntüleme tekniğinin, beyinde şizofreni emaresi sayılabilecek değişiklikleri gösterdiğini tespit etti.

İskoçya’daki Edinburg üniversitesi uzmanlarının BBC’nin internet sitesinde yayımlanan çalışmasına göre, beyindeki gri maddede meydana gelen değişiklikler, ailesinde şizofreni bulunan kimselerin şizofreni geliştirip geliştirmeyeceklerini belirlemekte kullanılabiliyor.

Devamını okumak için tıklayınız

Şizofrenide Ailenin Önemi

Şizofrenide ailenin önemi nedir?

Şizofreni; düşünce, duygu ve davranışları etkilemesi nedeniyle ve süregen olma özelliğiyle diğer birçok tıbbi rahatsızlıktan farklı olarak toplumsal hayata yansıyan bir ruhsal rahatsızlıktır. Bu nedenle şizofreni, şizofrenisi olan insanlarla birlikte yaşayanların bugününü ve geleceğini doğrudan etkilemektedir.

Aile şizofreniden nasıl etkilenir?

Şizofreniden etkilenme, yakınlığın derecesine ve yoğunluğuna; rahatsızlığın türü, süresi ve şiddetine bağlı olarak değişmektedir.

Ailenin rahatsızlığa dair endişeleri tedavi için hekime başvurulma aşamasından çok daha öncesine dayanır. Şizofrenisi olan kişi rahatsızlığın başlangıç belirtilerinin görüldüğü dönemlerde ailesinin alışık olduğu biçimde davranamamaya başlar; gereğinden fazla ya da az uyur; korkuludur; içine kapanır; dış görünüşüne eskisi kadar özen gösteremez; aile ortamındaki, okuldaki ya da mesleğindeki yükümlülüklerini yerine getiremez; alışılmadık yaşantılardan bahseder, başkalarının görmediği, duymadığı şeyleri görmeye, duymaya ve bunlardan gerçekmişçesine söz etmeye başlar.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofreni Hastalığının Seyri

Bir insanın hayatına şizofreni sözcüğü nasıl dahil olur?

Şizofreniye ait belirtilerden etkilenen kişiler kendi kendilerine ya da yakınları aracılığıyla bir hekime başvurana kadar onlar için şizofreni sözcüğünün henüz bir anlamı yoktur. Başvurulan hekim rahatsızlığın tanısının şizofreni olduğunu söylediğinde şizofreni sözcüğü o kişinin ve yakınlarının yaşamına dahil olur. Bir gün önce haberdar olmadığınız bir rahatsızlığın bir gün sonra hayatınıza katılması ise birçok soruyu sürükler peşinde.

Sorulara yanıt bulma çabasında başvuru kaynakları nelerdir?

Şizofreninin ‘ne olduğuna’ dair olarak ilkin ansiklopedik bilgilere başvururuz sıklıkla. Ansiklopedilerin çoğunda ise şizofreninin ‘erken bunama’ anlamına geldiği, iyileşmeden bir ömür boyu sürdüğü yazılıdır. Bu bilgilerin günümüzde hiçbir geçerliliği olmamasına karşın bilgi kaynağı olarak evimizde bulundurduğumuz kitaplarda şizofreniye dair yazılanları doğru kabul ederiz. Çünkü bu bilgiler toplumsal belleğimizdeki şizofreniye dair olumsuz bilgilerle uyumludur.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofrenide İlaç Tedavisi

Şizofreninin tedavisinde amaç nedir?

Şizofreni tedavisinde düşünce, duygu ve davranış düzeyinde ortaya çıkan belirtilerin ilaçlarla kontrol altında tutulması, toplumsal yaşantıyla ilgili ortaya çıkan yakınmaların da diğer tedavi yöntemleriyle düzenlenmesi ve böylelikle kişinin kendisi ve çevresiyle uyumlu bir yaşam sürdürmesi hedeflenmektedir.

Şizofrenide hangi tedavi yöntemlerine öncelik verilmektedir?

Tedavide öncelik ilaç kullanımındadır. Ancak şizofreniyle ilgili bütün sorunların çözümünde ilaç tedavisi tek başına yeterli olmamaktadır. Bu nedenle özellikle toplumsal yaşantıyla ilgili olarak ortaya çıkan yakınmaların çözümlenmesinde destekleyici ve bilgilendirici içerikli bireysel, grup ve aile tedavilerinin de uygulanmasında yarar vardır.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofrenide Psiko-Sosyal Tedaviler

Şizofrenide psiko-sosyal tedavi ne anlama gelir?

Şizofrenide ilaç tedavisi dışında kalan diğer tedavi yöntemlerini tanımlamak için “psiko­sosyal tedaviler” terimi kullanılır. Psiko-sosyal tedaviler, düzenli ilaç kullanmakta olan ve rahatsızlığın alevlenme döneminde bulunmayanlar için geçerlidir.

Psiko-sosyal tedavilere neden gerek duyulur?

Şizofreni, kişinin dünyayı algılama tarzını, düşünce ve duygularını etkileyerek başkalarından farklı davranışlar göstermesine yol açan bir rahatsızlıktır.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofrenide Yasal Konular

“Şizofrenisi olan bir çocuğumuz var. Babası memur (ya da emekli) ancak çocuğun yaşı ondokuzu geçti. Rahatsızlığı nedeniyle devamlı ilaç kullanması gerekiyor. Rahatsızlığın şiddetlendiği dönemlerde hastanede yatması gerekiyor. Tedavi masrafları çok ağır. Bir çözüm bulabilir miyiz?”

Şizofrenisi olan çocuklar yaşları kaç olursa olsun aile yardımından süresiz yararlanabilirler. Kendisine bakmakla yükümlü olan yakını; memur, emekli, sigortalı ya da bağ-kur mensubu olabilir. Sonuç değişmez. Hasta yakını memur, emekli ya da Bağ-Kur’lu ise devlet hastanelerine, sigortalı ise SSK hastanelerine dilekçe ile başvurmalıdır. Tercihen tedavi görülen hastaneye başvurmak uygun olur: “Çocukta şizofreni denilen akıl hastalığının bulunduğu ve süregenlik kazandığı bu durumu ile çalışarak hayatını kazanamayacağım, bir başkasının bakımına muhtaç olduğunu, babasının (ya da annesinin) sosyal haklarından yararlanmasının uygun olduğunu” belirtir resmi bir sağlık kurulu raporu alınır. Bu rapor ile kurumunuza başvurarak çocuğunuza sağlık karnesi çıkartabilirsiniz. Rahatsız olan çocuğunuz süresiz olarak aile yardımından yararlanır.

“Şizofreni tanısı ile tedavi gören bir yakınım var. Babası memur (ya da emekli ya da Bağ­Kur mensubu). Sağlık karnesi var. Ancak hastanede ilaçla, birer kutu yazıyorlar. Çabucak bitiyor. Takdir edersiniz ki ayda birkaç kere şizofrenisi olan bir kişiyi hastaneye götürmek, poliklinikte beklemek, muayene ettirmek hem çok zor oluyor hem de kişinin tüm gününü alıyor. Bir de ilaç ücretinin %20’sini ödüyoruz. Maddi yönden de zorlanıyoruz. Bunlara bir formül bulabilir mi?”

Aslında bu konuda hekiminiz size yol göstermeliydi. Bir dilekçe ile rahatsızlığı olan kişinin tedavi gördüğü hastanenin baştabipliğine başvurursanız sorun çözülür. ilgili hastanenin sağlık kurulunca “Hastanın şizofreni tanısıyla tedavi gördüğü, devamlı ilaç kullanması gerektiği bu nedenle %20 ilaç katılım payından ve bir kalemde bir adetten fazla ilaç yazılmaması maddesinden muaf tutulmasının uygun olduğuna” dair rapor düzenlenir.
Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofreni ve Aile

Aileye büyük sorumluluk veren süreğen bir hastalıktır şizofreni. Hastanın çoğu kez tek başına mücadele güçlüğü çektiği bu hastalıkta ,öncelikle hastalığın kendisi, tedavi şekli ve süresi, gidişatı hakkında hasta ailesinin bilgilendirilmesi gerekir.

Ailenin içine katılmadığı tedavi programlarının ne kadar aksadığı ve olumlu sonucun ne kadar azaldığını biz hekimler biliriz. İşte bunun önemi konusunda aileyi ikna etmek ve eğitmekte bizim görevimizdir. Son 20-30 yıl içinde nöropsikiyatrinin gelişimi ile şizofreninin tedavisi konusunda da yeni ufuklar açılmış, hastaneyi ev edinen hastaların sosyal yaşama katılımı artmaya başlamıştır. Ataklarda yaşanan yoğun pozitif bulgular (varsanılar, sanrılar, garip davranış ve konuşma, yaşam biçimleri) artık ilaçlarla oldukça hafifletilip, daha kısa sürece çekilebilmektedir. Çoğu kez bu ataklarda yatırılarak takip edilen bu hastaların yatış sayısı ve süresi azalmaktadır. Burada önemli nokta bu tedavilerin kısa süreli olmadığını, tedaviye uyumun çok gerekli olduğunu bilmektir. Hastaların işte en çok zorlandıkları ve anlayamadıkları bu durum “ben iyiyim, ömür boyu ilaç mı kullanacağım” sorusuna aileyi ve bizleri maruz bırakır.

Devamını okumak için tıklayınız.

Şizofreni Tanısında Yeni Bir Yöntem

Basit bir beyin taraması, sıkıcı psikiyatrik testleri gereksiz kılacak. Amerikalı bilim adamları şizofrenlerin beyinlerinde sesleri algılamadan sorumlu bölgede alışılmışın dışında bir etkinlik işareti saptadı. Bu, sağlıklı insanlarınkinden çok farklı olduğu için güvenirli teşhis olanağı sunuyor.

Devamını okumak için tıklayınız.